Elif Perde Ev Tekstil Ãœrünleri

•Åžubat 4, 2011 • Yorum yapın

Elif Perde – Mehmet Turan FELEK

Elif perde (Asya Mefruşat) ilk olarak 1992 yılında Bağcılar Malta durağı civarında faliyete başlamıştır. Daha sonra Camlıkahveye taşınan Elif perde Artan iş hacmi sebebi ile Şubeleşmeye Başlamıştır. Camlıkahveden sonra Haznedar kınalı caddesine ikinci şube açılmıştır.. 7 Yıl süre ile bu iki mağazada hizmet veren Elif perde 1999 yılında Eminönünde üçüncü şubesini açarak toptan ticaret alım satım işine girmiştir. Ve Son olarak Elif perde Güngören şubesi açılmıştır. Elif perde gelişmeye devam etmektedir.

Elif Perde Ve Dost İş yerlerimiz..

Felekler Mefruşat – Balıkesir – Bandırma (Bünyamin Felek)

Fatih Tekstil – Zeytinburnu ( Fatih Felek)

Felekler Mefruşat – Kocasinan – Kayseri ( Ahmet Felek)

Asya Perde – Güngören ( Şuayip Felek)

Elif Perde – Güngören (Mehmet Turan Felek)

Diğer Dost ve ortak firmalarımız adresleri ile birlikte en kısa sürede güncelleştirilecektir.

Metal Müzik

•Eylül 14, 2008 • 2 Yorum

Metal, rock müziğin daha sert ve agresif olan türüdür. Distorsiyon (Distortion) gitarlar, brutal ve çığlık vokaller (scream), hızlı ritimler içerir. Bunun yanısıra içerisinde bir çok türe ayrılan Metal Müzik, bu tarzın dinleyicileri için her tür soundu içinde barındırır. Bilinen en ünlü Metal grupları içerisinde Black Sabbath, At Vance, Stratovarius, Therion, Destruction, Iron Maiden, Helloween, Judas Priest, Manowar, Megadeth, Metallica, Annihilator, Blind Guardian, Death, In Flames, Lamb Of God, Pantera, Slayer, Children of Bodom ve AC/DC gibi gruplar örnek gösterilebilir. Thrash Metal / Speed Metal, Death Metal, Black Metal, Gothic Metal, Doom Metal, Heavy Metal, Melodic Death Metal, Dark Metal, Oriental Metal gibi bölümlere ayrılır.

MatRock

•Eylül 14, 2008 • Yorum yapın

Herkes bu matrock, geyik bir rock sitesimi olacak vs. gibi sorular sormaya başladı. Bu yüzden bu konuyu açmaya karar verdim.

Matrock derken biz matrak ve rockın karışımı gibi bir şeyi amaçlamadık. ‘Mat’ ı biz koyu, loş, karanlık veya parlak olmayan vs. gibi anlamlarda düşünülür amacıyla koyduk ve matrock doğdu. Yani karanlık rock, loş rock, koyu rock vs. anlamlarında….

Burası bir geyik sitesi değil bir rock-metal platformudur (:

Saygılar….

Sıcak Saklayın Gecelerimi

•Temmuz 17, 2008 • Yorum yapın

geçici ayrılık benimkisi
ilkyaz çiçeğine gebeyim
ağıtlar yakmayın adıma
ben ölmedim ölmeyeceğim

sıcak saklayın gecelerimi
karlar altından çıkıp geleceğim
düşlerinizin ateşinden
ılık bir rüzgar gibi eseceğim

demlice bir çay koyun üstüne
aç çocuk gibi besleyin sobayı
nasıl tütüyorsanız gözlerimde
öylece tütsün buharı

uzunca serin yatağımı
boyunca uzansın ayağım
el aman deyince gece
usulca kıvrılır yatarım

can canım canlarım
hazır mı koynunuzdaki yerim
gün olur gecikmiş çocuk gibi
bağıra çağıra gelirim

Aralık 1982

Marduk

•Temmuz 7, 2008 • Yorum yapın

Marduk, grubun ÅŸu anki gitaristi Morgan Hakansson tarafından 1990 yılında İsveç’te kuruldu. Bu arada Morgan, gruba sümer mitolojisindeki günah tanrısı anlamına gelen “Marduk” ismini de koyan kiÅŸiydi. Bassta B-War, Davul ve Vokal’de Joakim af Gravf, ikinci gitarda Dave Andersson ve klavyede Emil Dragutinovic ile karanlık savaÅŸ baÅŸlamış oldu.

Marduk ilk olarak 1991 yılında “F… me Jesus” adlı demosunu çıkardı. Bu kayıt, grup için iyi bir baÅŸlangıç oldu ve tüm kopyalar kısa zamanda satıldı. Çalışma; “F… me Jesus”, “Departure From The Mortal”, “The Black”, “Within the Abyss” ve “Shut Up and Suffer” isimli parçaları içeriyordu.

1992 yılında Marduk büyük bir atılım yaparak “Darkendless” albümünü piyasaya sürdü. Grup, artık Black Metal piyasasında pastanın en büyük dilimlerinden birini alacağının sinyallerini vermeye baÅŸlamıştı. Demoda bulunan “The Black” ve “Within the Abyss” parçalarının da yer aldığı bu albümü 1993’te “Those Of The Unlight” adlı yeni bir çalışma izledi. “Wolves”, “On Darkened Wings” gibi kitle tarafından dinlenmesinden bıkılmayan yapıtların yer aldığı albüm büyük beÄŸeni toplamıştı. “Those Of The Unlight”ta ayrıca; “Darkness Breeds Immortality”, albümle aynı adı taşıyan “Those of the Unlight”, “Burn My Coffin”, “A Sculpture of The Night”, “Echoes Fform The Past” ve “Stone Stands It’s Silent Vigil” ÅŸarkıları da bulunuyordu.

1994 yılında bir albüm daha piyasaya sürüldü. “Opus Nocturne” adını taşıyan bu albüm ile turnelere çıkıldı, konserler verildi. Marduk, black metal camiasında tanınan en büyük gruplardan biri durumuna gelmiÅŸti. Daha sonra 1996 yılında “Glorification” ve “Heaven Shall Burn When We Are Gathered” adlı iki kayıt daha dinleyenlere sunuldu. İkinci çalışma, cover özelliÄŸi taşıyordu. “Glorification of The Black God” ile baÅŸlayan albüm, Alman thrash metal grubu Destruction’ın ünlü parçası “Total Disaster” ile sürüyor, Piledriver düzenlemesi olan “Sex with Satan” ile dinleyiciyi kendinden geçiriyordu. Bu albümlerle Marduk underground piyasasında deÄŸeri tartışılamayacak gruplardan biri olmuÅŸtu.

Grup bir süre sonra kadrosunu yeniledi. Tüm gitarları Morgan üstlenirken, davul vokal yapan Joakim af Gravf gruptan ayrıldı. Yerine, Marduk’un yoluna güçlenerek devam etmesini sağlayacak olan bir ikili dahil oldu. Davula Fredrik Andersson (Drums of Doom), vokale ise Legion (Mouth of Satan) geldi. Bu kadro Marduk’a çok fazla şey kattı. Eski tarzlarını aşarak daha çok sevilmeye başladılar.

1997’de grup, Avrupa turnelerinden Almanya konserini albüm yaptı. “Live in Germania”, son derece iyi düzenlenmiÅŸti ve gördüğü büyük ilgi, özenli bir çalışmanın karşılığı niteliÄŸindeydi. 1998 yılına gelindiÄŸinde, Marduk, baÅŸarısını bir kez daha kesin olarak ispatladığı “Nightwing” ve “Here Is No Peace” çalışmalarıyla dinleyenlerinin karşısındaydı.

Daha sonra 1999 da “Obedience” ve “Panzer Divison Marduk” piyasaya sürüldü. Aynı yıl “La Grande Danse Macabre” adında bir de EP çalışması dinleyicilere sunuldu. EP’nin içinde “Obedience”,” Funeral Bitch” ve “Into Crypts of Rays” isimli ÅŸarkılar bulunuyordu. 2000 yılında Marduk, Abyss Stüdyolarında eski tarzından biraz uzak ama yine de kalitesine yakışır bir albüm kaydetti. “La Grande Danse Macabre” isimli bu çalışmayı 2003 yılında çıkarılan “World Funeral” albümü izledi.

children of bodom – everytime i die

•Temmuz 7, 2008 • Yorum yapın

Six Feet Under – TNT

•Temmuz 3, 2008 • Yorum yapın

Dimmu Borgir – Sorgens Kammer Del II

•Temmuz 3, 2008 • Yorum yapın

Sepultura

•Haziran 28, 2008 • Yorum yapın

Brezilyalı bir topluluk Sepultura… Ve tüm dünyaya uzanmış, ismini gittiÄŸi, gitmediÄŸi her yerde duyurmuÅŸ, köklü bir topluluk… Sepultura, Portekizcede mezar anlamına geliyor, ölüm ve yokoluÅŸ gibi konularla uÄŸraÅŸan bir müzik türünün temsilcileri için ipucu niteliÄŸinde bir isim bu… İnce düşünülmüş, tıpkı Slayer ya da Venom gibi.
1984’te Belo Horizonte’de Igor – Max Cavalera kardeÅŸlerce kuruldu. Paulo Jnr. ve üç yıl sonra yerini Andreas Kisser’e devredecek Jairo T. de Cavalera kardeÅŸlere eÅŸlik ediyordu. 1985’te yine bir Brezilyalı topluluk Overdose ile birlikte ilk albüm kaydını yapan Sepultura, “Bestial Devastation” isimli, kaliteden yoksun ve dar bir alanda yayılabilen bu çalışmayla dikkatleri üzerine çekemedi. “Morbid Visions”, ilk solo denemeleri ertesi sene geldi, “Schizophrenia” ise bir yıl daha bekledi… İkisinde de müzik, dinleyene hız, hırs ve sinirlilik hissettiriyordu. Bunların kökeni ise topluluk üyelerinin daha önceki yaÅŸantılar ve yaÅŸadıkları yerdeki sosyal sıkıntı ve zayıflıklar idi.

Onları farkedip baÄŸrına basan isim ise Monte Conner oldu, 1989’da yapımcı Scott Burns ile Rio’da kaydedilen “Beneath The Remains” ile ülke dışına da adımlarını atmış oldular. Sacred Reich topluluÄŸunun danışmanı Gloria Bujnowski ile 1990’da çaldıkları Dynamo Åženliklerinin düzenlendiÄŸi Hollanda’da tanıştılar. Bu tanışma onlar için çok önemliydi, iliÅŸkileri sonucu “Schizophrenia” yeniden raflardaki yerini aldı.

Avrupa ve Amerika’daki baÅŸarılara raÄŸmen Sepultura kendi yurdu Brezilya’yı terketmedi. Yine 1990’da Rio’da Rock Åženliklerinde sahne aldılar. 1991’deki “Arise” plak ÅŸirketlerinin kısa tarihindeki en yüksek satış rakamlarına ulaÅŸtı. Chaos A.D. çalışmaları, topluluÄŸun kendi müziÄŸine olan yaklaşımının deÄŸiÅŸtiÄŸini ortaya koyuyordu; sanki punkseverlere de bir kapı açılıyordu. Bu tutum özellikle New Model Army’nin parçası “The Hunt”ın yeniden yorumunda öne çıkıyordu.

1994’te Cavalera ikinci iÅŸinin, Alex Newport ile Nailbomb adı altında yaptığı kayıt çalışmalarının sonuncunda Point Blank CD’yi yayıma hazırladı. Roots, bir doruk olarak görülüyordu. Onları, aynı yolları dolanıp durmaktan kurtarıp, yaratmaya yönlendiren bir albüm… Brezilya ezgileri de elden geçirilmiÅŸti, “Ratamahatta” ve kabilesel “Itsari”de olduÄŸu gibi. Cavalera, 1998’de kendi ismini taşıyan ilk albümü çıkaracak “Soulfly”ı kurmak niyetiyle topluluktan ayrıldığında, tam da 1996’da, zirvede hissettikleri ve hissedildikleri o zamanda, Sepultura’da etkisi uzun sürecek bir soÄŸuk duÅŸa neden oldu.

Amerikalı Derrick Green onun yerine geldiÄŸinde iÅŸler biraz daha yoluna girmÅŸ gibi gözüküyordu. 1998’in Against albümünde hemen ilk rolünü oynadı. Anayurtları Brezilya’ya dönen topluluk “Nation” çalışmasıyla yeniden yükseliÅŸe geçti.

Amon Amarth

•Haziran 28, 2008 • Yorum yapın

Kökleri Viking mitolojisine ve Deathmetal e sımsıkı baÄŸlanmış olan AMON AMARTH 1992 yılında Stockholm`un güneyinde Tumba (Isveç) adındaki küçük bir yörede ortaya çıktı.İsmini Tolkien`in Orta Dünyasında, Mordor daki daÄŸdan (Amon Amarth) alan grup kurulduÄŸu tarihten itibaren birçok melodi ve armoni içeren; Vikingleri ve Kuzey tanrılarını anlatan parçalar yazmaya baÅŸladı.AMON AMARTH ı diÄŸer Deathmetal gruplarında ayıran ve bugün bulunduÄŸu yere getiren en büyük farklılık ta buydu…

Vokalist Johan Hegg niçin bu konuyu iÅŸlediÄŸini; “Viking teması ve Iskandinav mitolojisi benim için daha çok bir hayat felsefesi haline geldi.” ÅŸeklinde açıklıyor. Grup kurulurken elemanlar kendi aralarında kendi müziklerini yapmak,eÄŸlenmek için bir araya geldi hatta yapılan açıklamalara göre grup kurulduÄŸunda büyük hedefleri yoktu ve Isveç piyasasından çok küçük bir pay almayı ve ülke gençleri tarafından tanınmayı bile kendileri için yeterli görüyordu.

Grup 1993 yazında Lagret Studios`a girdi ve grubun hiçbir zaman yayınlanmayan demosu “Thor Arise” ı kaydetti.Grup bu kayıdı yeterince güçlü görmüyordu ve dünyada bu ÅŸekilde tanınmak istemiyordu.

Demo`nun tracklisti;

1. Risen From The Sea
2. Atrocious Humanity
3. Army Of Darkness
4. Thor Arise
5. Sabbath Bloody Sabbath (Black Sabbath cover)

ÅŸeklindeydi ve ÅŸu anda hit olmuÅŸ birçok parçayı içeriyordu.Grup daha saÄŸlam birÅŸeyler ortaya çıkarmak için yeni prova ve çalışmalara baÅŸladı ve tekrar stüdyoya girdi.Sonuç olarak ortaya ikinci demo “The Arrival Of The Fimbul Winter” çıktı. Bu demo birinci demoya göre gerek yakaladıkları sound gerek müzikalite bakımından daha tatmin ediciydi ve grup bu demoyu underground piyasaya sürmek için arayışlara baÅŸladı.Alınan cevap mükemmeldi.Grubun bu demosunu satmak ve haklarını güvence altına almak için Pulverised Records (Singapur) grupla baÄŸlantı kurdu.

Grup 1995 yılının Kasım ayında 5 günlüğüne Peter Tägtgren (Hypocrisy) e ait olan The Abyss Studios`a girmeye karar verdi ve bu süre içinde “Sorrow Throughout The Nine Worlds” albümü kaydedildi.Bu albüm 3 yeni parça ve ikinci demodan tekrar kaydedilmiÅŸ 2 parça içeriyordu.Albüm, 1996 Nisan ında piyasaya sürüldü ve grubun dünya çapındaki kariyeri daha da saÄŸlamlaÅŸtı.Albümün piyasaya çıkışından 2 ay sonra davulcu Nico gruptan ayrıldı ve yerine Martin Lopez gruba dahil edildi.Bu andan sonra Amon Amarth`a birçok plak ÅŸirketinden teklif geldi ve grup bunların içerisinden Metal Blade ile anlaÅŸmayı tercih etti. 1997 yılının Mart ayında grup, Metal Blade deki ilk albümü “Once Sent From The Golden Hall” i Peter Tägtgren ile kaydetmek için tekrar The Abyss Studio`ya girdi.Kayıt sonuçları AMON AMARTH`ın Swedish Death Metal sahnesinin en hiddetli ve agresif gruplarından birisi olacağını daha o zaandan kanıtlıyordu.

“Once Sent From The Golden Hall” albümünün kaydından sonra gitarist Anders Hansson gruptan ayrıldı.Grup bir ay sonra Deicide, Six Feet Under ve Brutal Truth ile turneye çıkacağı için acele gitarist arayışına girdi ve Johan Söderberg gruba dahil oldu.Grup artık iyice saÄŸlamlaÅŸmıştı.Haziran 1998 de çıkılan turnede grup en üst düzeye ulaÅŸtı.Aynı yıl içinde davulcu Martin Lopez kariyerini OPETH de sürdürmek için gruptan ayrıldıve boÅŸluÄŸu Fredrik Andersson (ex-MARDUK) ile dolduruldu.Bu grubun son eleman deÄŸiÅŸikliÄŸi oldu ve 1999 yılının ÅŸubat-mart ayları boyunca tekrar The Abyss Studios a girerek “The Avenger” albümü kaydedildi. 7 parçalık albümün kayıtları esnasında herhangi bir prodüktörle çalışılmadı. Death ve Black metal tarzları; Viking etkileÅŸimi ve brutal altyapı ile saÄŸlamlaÅŸtırılarak harika bir albüm ortaya çıkarıldı.Grup albümün tanıtımı için Morbid Angel ın headliner olduÄŸu birkaç festivale çıktı.

2000 Kasımında The Abyss Studios un kapanması söz konusu olunca grup yeni kayıt için aceleci davrandı.Çok kısa bir sürede “The Crusher” albümü oluÅŸturuldu.”The Crusher” AMON AMARTH`ın ÅŸimdiye kadar kaydettiÄŸi en brutal albümdü.Bu albüm gruba daha çok turneye çıkabilmesi için fırsat verdi.Grup artık bir çok ülkeden festivallere çağırılıyordu ve grup headliner olduÄŸu ilk festivale Danimarka ve Almanya`da; Purgatory ve Seirim gruplarıyla çıktı.Turne büyük bir baÅŸarıyla sonuçlandı ve AMON AMARTH bu turne sayesinde Almanya`da yeni binyılda (2001 Ocak) sahneye çıkan ilk metal grubu olarak kayıtlara geçti.AMON AMARTH bu konserden sonra MARDUK ve VADER gibi devlerle birlikte No Mercy Festivals e katıldı ve bu festivalden sonra Marduk`un 2001 deki Amerika turlarını desteklemeye karar verdi.Fakat sponsorlar bulunamadığı için tur Ocak 2002 ye ertelendi.Grup 2002 yi beklemedi ve kendilerinin ilk Amerikan turnesine Diabolic (Tampa, Florida) in desteÄŸiyle çıktı.Turne harika bir ÅŸekilde devam ediyordu fakat kordinatörler turneyi bir hafta gibi kısa bir sürede durdurdu ve AMON AMARTH Isveç`e geri döndü.Grup, Isveçli Death/Gore efendisi VOMITORY`ye Avrupa turu teklifinde bulundu.Teklif kabul edildi ve AMON AMARTH tekrar yollara düştü.Tur sırasında yeni albüm için birÅŸeyler hazırlanmaya devam edildi.

AÄŸustos 2002 de grup 2. kez WACKEN OPEN AIR`e çıktı ve ÅŸov yaklaşık olarak 12.000 kiÅŸi tarafından izlendi ve yapılan röportajlarda herkes konserden son derece memnun olduÄŸunu açıkladı. Grup WACKEN`dan çıkar çıkmaz “Versus the World” ü kaydetmek için 7 AÄŸustos`ta kendini stüdyoya attı.Uzun zamandan beri Peter Tägtgren stüdyosunu kendisine ayırdığı ve baÅŸka grupların kayıt iÅŸleriyle uÄŸraÅŸmadığı için grup, Malmö`deki Berno Studio`da çalışmaya baÅŸladı ve bu harika bir seçimdi.Stüdyonun Isveç metal sahnesinde mükkemmel bir ünü vardı.AMON AMARTH Berno (mühendis ve stüdyo sahibi) veya Henrik (mühendis) ile çalışırken hiç bir zorluk çekmedi ve bu yeni stüdyo grubun müzikal yapısına yeni bir boyut kazandırdı.Kayıtlar sırasında grup ara verip Almanya`ya ve Summer Breeze festivaline geziler düzenledi ve buralarda mükemmel bir ÅŸekilde karşılandı.Yeni albüm 18 Kasım da piyasaya sürüldü.Albümün sınırlı sayıdaki “Viking” baskısı ise grubun hiç yayınlanmamış eski demolarını içeriyordu ve bu albüm grubun kariyerindeki kilometre taÅŸlarından birisi oldu.Albümün tanıtımı için 3 Amerika ve 2 Avrupa turnesine çıkıldı.

AMON AMARTH`ın yeni albümü “Fate Of Norns” da bir önceki albüm gibi Bernö Studios da kaydedildi.Bu albüm ve diÄŸerleri arasındaki fark sorulduÄŸunda Mikkonen; “Biraz klasik kaçacak ama albümde yakalanan sound süper ve ÅŸarkılar diÄŸerlerine göre çok daha güçlü.Johan Söderberg`in ÅŸarkı yazımına katkısı öncekilere göre çok daha fazla oldu ve bu da müziÄŸe yeni bir tat ve bakış açısı kazandırdı.Stüdyoya girdiÄŸimizde birçok ÅŸarkının yazımı henüz tamamlanmamıştı ve stüdyoya girince farklı birÅŸeyler çıkarabilir miyiz diye merak ettik.Düşündüğümüz gibi oldu ve Bernö sayesinde müzik çok farklı bir noktaya geldi.Bu Prodüksiyonda diÄŸer hiçbirisinde harcamadığımız kadar enerji harcadık.” ÅŸeklinde açıklıyor.”

 
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.